fransız-ihtilali

Sağ ve Sol Kavramlarının Ortaya Çıkışı

Endüstri 4.0 Çağında Eski Siyasal Paradigmalar

Günlük hayatımızda sürekli karşımıza çıkan ve artık bir siyaset rutini olan, Sağ ve Sol kavramlarını hepimiz az çok biliyoruz. Peki bu kavramlar ismini nerden almıştır, tarihçesi nedir, günümüzde nasıl kullanılır? Bu yazımızda sizlere sağ ve sol kavramlarının detaylarını aktarmaya çalışacağız. Çayınız, kahveniz hazırsa başlıyoruz. Keyifli okumalar.

1789 tarihli Fransız İhtilalinden sonra, Fransa’da bir ana meclis oluşmuştu. 30 Eylül 1791’de yeni bir anayasa yapan meclis kendisini, Yasama Meclisi (Assamblée Législative) olarak ilan etti. Böylelikle yönetimi fiilen ele aldı.

 Meclis farklı kesimler ve ideolojilerden oluşuyordu. Cumhuriyetçiler, muhafazakarlar, monarşi taraftarları, meşrutiyetçiler, radikaller, soylular vb. gibi.

Günümüze kadar gelen ve üzerinden siyaset yapılan sağ ve sol kavramları, işte bu meclisin oturma düzeninden ismini almıştır.

Sağ tarafta oturanlar:

Muhafazakarlar, krallığı savunan meşrutiyetçiler, kilise otoritesinden yana tavır alan Hristiyanlar.

Sol tarafta oturanlar:

Krallığa karşı Cumhuriyetten yana olanlar, ihtilalciler, yenilikten yana olanlar, kilise otoritesini kabul etmeyenler.

Meclisteki fikir ayrılıklarını, bu oturma düzenine atıf yaparak haberleştiren dönemin Fransız basını, sol ve sağ kavramlarının siyasal bir terim haline gelmesini sağlamıştır.

19.yüzyıldan itibaren özellikle Avrupa’da bu fikirleri temel alarak değiştiren, geliştiren birçok bilim insanı, sanatçı, siyasetçi ortaya çıktı. Ekonomik yapılar hatta kimlikler bile, sağ ve sol kavramları üzerinden okunmaya başladı.

Daha sonra ki yıllarda, aşırı sağ-aşırı sol yada merkez sağ-merkez sol kavramları olarak kendini sınıflandırdı.

Merkez sağ:

Genelde faşist politikalara karşı olan, klasik liberal ekonomiyi ve muhafazakâr ideolojiyi benimseyen siyasal parti ve görüşleri ifade eder.

Aşırı sağ:

Aşırı milliyetçilik, din, gelenek, hiyerarşi ve otorite gibi kavramlara olan sert vurgusu ile faşizm olarak tabir edilir. Vahşi kapitalizmi savunanlar da aşırı sağın yanında yerini alır.

Merkez Sol:

Komünizme mesafelidir. Uç sol olarak kabul edilen Komünizmin, sınırların olmadığı bir dünya hayali yerine, merkez solda daha çok sosyal devlet vurgusu vardır.

Sosyalizmin savunduğu devlet tekelli ekonomi yerine, karma ekonomik modeli tercih ederler. Sendikalar, odalar, kooperatifler vb. kuruluşları desteklerler. Günümüzde merkez solculara, sosyal demokrat denilmektedir.

Aşırı Sol:

Temel ekonomik doktrin olarak sosyalizmi alır. Uç noktası komünizmdir, ülkelerin komünist ideolojiyi benimseyerek birleşmeleri gerektiğini düşünür. Din, ırk gibi kavramlara mesafelidir.

Geçmişte siyasal ideolojiler, soldan sağa doğru çizilen ve politik spektrum olarak adlandırılan hayali bir doğrusal çizgi üzerinde konumlandırılırdı. 

Günümüzde ise sağ ve sol kavramları o kadar çok iç içe girdi ki, artık bu çizimin yapılması mümkün değil.

politik spektrum

Osmanlı Döneminde Sağ ve Sol

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde imparatorluğun geleceği ile ilgili bir çok fikir ortaya atıldı. Gelişen milliyetçilik akımları ve ulus devlet modeli Osmanlı’yı olumsuz etkiledi. Ancak sağ ve sol kalıplarının ülkemiz siyasi hayatında görülmeye başlanması ancak 19. yüzyılın sonlarını buldu.

Bunun bir çok siyasi ve kültürel nedeni vardı. Osmanlı İmparatorluğu’nun eğitimli kesiminin saray etrafında kümelenmesi ve geri kalan halkın bilgiye ulaşmada yaşadıkları sıkıntı, bunun en büyük nedenidir. Saray çevresi dışında kalan halkın arasında, ekonomik ayrımın çok olmaması da bu fikirlerin gelişmemesine sebep olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti Döneminde Sağ ve Sol

İlk örnekleri 19.asrın sonunda görülmesine karşın Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş evresinde gelişimi azaldı. Sağ ve sol kavramlarının oluşturduğu kutuplaşma yavaşlayarak devam etti. 1950’li yılların sonunda ancak bu kavramların yerleştiğini görüyoruz.

Bunun sebeplerini ele alacak olursak; en önemlisinin, Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkenin önceliklerinin farklı olması diye değerlendirebiliriz. Acilen sanayi, tarım, hayvancılık gibi ekonomik parametreleri yükseltecek bilgi birikimi ve donanıma ihtiyaç vardı.

Bununla birlikte Osmanlıdan devralınan ülkede, okuma yazma oranı sadece yüzde yedi seviyelerindeydi. Eğitimin bir an önce köylerden başlatılarak, tüm ülkeye yayılması hedeflenmişti. Buda toplumda karşılık bulmuş ve halk bunu öncelik haline getirmişti. Kısacası, I.Dünya savaşı gibi büyük bir savaştan çıkmış ülkenin modernizasyon süreci, sağ-sol gibi fikirlerin gelişimini yavaşlattı.

Daha sonra dünyayı kasıp kavuran “1929 Dünya Ekonomik Buhranı” akabinde gelen “II.Dünya Savaşı” derken dünyanın geçirdiği bu zorlu evre, ülkemizde bu akımları düşünmeye tartışmaya pek fırsat vermedi.

Böylelikle sağ ve sol kavramlarının ülkemizde yerleşmesi 1950’li yılları bulmuştur. 1960 ve 1980 yılları arası bu kavramların kutuplaştırmayı arttırdığı en önemli dönem olmuştur.

Endüstri 4.0 Çağında Sağ ve Sol Paradigması

Sanayi dönemi bitti  ve dünya endüstri 4.0 devrini açtı. Yaşamlar dijitalleşti, yazılım katma değeri en yüksek ürün oldu. Robotik teknoloji ile kodlamalar değişti. Komutla hareket eden bilgisayarlar, “C” şıkkının olduğunu öğrendi. Bilgisayarlar kendisinin kodlandığının dışında alternatif seçeneği kendisi üretmeye başladı. Robot askerler üretildi.

Nüfusu artan ve kaynakları yavaş yavaş tükenen dünyaya alternatif yaşam için uzay yolculukları yapıldı. Etkilediği yıldızlar çıplak gözle görülebilen, dünyaya en yakın karadelik keşfedildi. Detaylarını yine bu sitede “Bilim ve Teknoloji” alanında bulabileceğiniz bir çok teknolojik hamle gerçekleştirildi.

Değişen ve gelişen dünyada dar kalıplara sıkıştırılmış kavramlar artık güncelliğini yitirdi.  Peki sanayi devrini kapatıp, endüstri 4.0 çağını açan gelişmiş ülkeler yavaş yavaş eski siyasal literatürden vazgeçerken, biz bu işin neresinde olacağız?

Ya 30-40 yıl öncenin siyasi paradigmaları ile ortak yaşamı beceremeyen bir toplum olacağız, yada baktığımız pencerenin dar çerçevesinden sıyrılıp, yeni dünyaya ayak uyduracağız.

Siz ne dersiniz?

Mustafa TANRIVERDİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.