Deyyus-u Ekber (Büyük Deyyus) İbşir Paşa’nın Hikayesi

Sevgili Dijital Danışman okuyucuları, bugün  Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşanmış biraz komik, biraz hüzünlü, birazda trajik bir olayı sizlerle paylaşmak isterim.

Kanadalı Aktör Keanu Charles Reeves’in “gücü gördüğünüzde aldığınız pozisyon ahlakınızı belirler” sözü, bugün sizlerle paylaştığımız konunun özeti niteliğinde.Tarihin her döneminde dalkavuklar, yalakalar, gücün önünde şahsiyetini kaybedenler olmuştur, olacaktır. Sizlere “hadi canım o kadarda olmaz” dedirtecek, Sultan 1.İbrahim döneminde yaşanmış bir olayı; Tabiri yerindeyse karısını padişaha peşkeş çeken, Deyyus-u Ekber Şimşir Paşa’nın gerçek hikayesini getiriyoruz. Sade kahveniz hazırsa başlıyoruz.

Deyyusu ekber
Deyyus-u Ekber

Bu konuyu anlamak için Deyyus-u Ekber Şimşir Paşa’nın akıl almaz olayından önce,  dilerseniz olayın dönemini ve kahramanlarını kısaca tanıyalım.

Sultan 1. İbrahim (Boncuklu Deli İbrahim) Dönemi

Padişah 1. Ahmed’in Kösem Sultan’dan doğma en küçük  oğlu Sultan İbrahim 1640 yılında IV. Murat’ın ölümünden sonra, üç büyük kardeşi de  öldürüldüğünden dolayı tahta çıkarıldı. Kardeşlerinin ölümü onu çok etkiledi ve yıllarca kafes arkasında öldürülme korkusuyla yaşadı. Sık sık Sinirleri krizleri geçirmiş ve deli lakabını almıştır.

Daha sonra Boncuklu Deli İbrahim olarak anılacak olan Sultan 1. İbrahim döneminde imparatorluk toprak ve otoritesini kaybederken Anadolu’da bir çok isyan patlak veriyordu. Devlet hazinesi tükenmiş ve çıkar grupları padişahın etrafını sarmıştı. Vergiler toplanamıyor ve rüşvet devletin tüm kademelerine yerleşmişti. Sarayda israf, şatafat ise son hız devam ediyordu.

Var Var Ali Paşa

Sivas Beylerbeyi Varvar Ali Paşa Çok eğitimli, dürüst ve devletine son derece bağlı bir paşaydı. Varvar lakabı da o güne kadar devlet kendisinden ne istediyse her gelen padişah elçisine “var efendim var” dediği için verilmişti.

Varvar Ali Paşa

BİR DEYYUS HİKAYESİ

Gelgelelim mevzuya. Dersaadet’te durum gitgide kötüleşiyordu. Saray Şatafattan vazgeçmiyordu. Harem yaşantısı, zevk-u sefa almış başını gitmişti. Hal böyleyken Sivas’ta akıl almaz olaylar silsilesi yaşanıyordu.

Sivas’a gelen bir saray memuru Vali VarVar Ali Paşa’dan 30 bin kuruş ‘harçlık’ istemiş ancak Valinin cevabı çok sert olmuştu “Sivas’ın tek kuruşu yok! Bu parayı nereden vereyim? Yol keserek halkın malını mı soyayım?’’

Bunun üzerine eli boş dönen saray memuru Sivas Valisi Varvar Ali Paşa’nın emrindeki İbşir Paşa’nın dünya güzeli bir karısının olduğunu padişahın kulağına  fısıldıyordu. “Padişahım İbriş Paşa’nın Perihan adında bir karısı var. Dünyalar güzeli ve saraylara layık, yazık oluyor Anadolu’da kadıncağıza”.

Kadınlara aşırı düşkünlüğü ile bilinen padişah hemen saraydan elçiler gönderir. Varvar Ali Paşa’dan hem İbşir Paşa’nın karısını hem de 30 bin kuruş rüşvet ister.

Ancak Varvar Ali Paşa ‘‘Bre ben pezevenk miyim? Bir Müslüman ademin nikahlı avradını elinden alıp padişah bile olsa bir başka herife nasıl veririm?’’ der.

Böyle bir rest beklemeyen Sultan İbrahim, Varvar Ali Paşa’nın isyanını bastırmak için Kumandan İbşir Paşa’yı görevlendirir. Yani Eşine göz koyduğu İbşir Paşa’yı.

İbşir Paşa’nın karısını padişaha  vermek istemeyen Varvar Ali Paşa’nın kellesini almak için yine aynı İbşir Paşa Sivas’a hareket etti. Biraz fazla tuhaf değil mi?

İbşir Paşa isyankar Varvar Ali Paşa’yı Tokat dolaylarında kıstırıp yakalar. İbşir Paşa yakaladığı Varvar Ali Paşa’yı tam cellada teslim edecekken ahalinin içinde Ali Paşa’nın şu sözleri yankılanır;

“Ben senin avradının ırzını korumak için isyan ettim. Senin namusunu koruduğum için mi beni katledeceksin, pezevenk?”

Padişahın fermanını kendi onurundan ve gururundan üstün gören İbşir Paşa bu söze karşı yarabbi çok şükür diyerek Varvar Ali Paşa’nın canını oracıkta aldı.

Güzelliği dillere destan karısı Perihan Hanım da Sultan İbrahim’in kucağına teslim edildi.

Bu olayın ardından İbşir Paşa’nın lakabı deyyus-u ekber olarak kaldı ve günümüze kadar tarih kendisinden bu lakapla bahseder.

Bu olaydan sadece üç ay sonra yani 18 Ağustos 1648’de Sultan 1. Boncuklu Deli İbrahim, İsyancılar tarafından tahttan indirilerek katledildi.

Deyyus-u Ekber İbriş Paşa çürümüş sistem içinde yükselmeye devam etti. Bu olaydan 6 yıl sonra, 1654 yılında sadrazamlığa getirildi. Bu göreve geldikten 6 ay sonra, sorunları çözmedeki beceriksizliği nedeniyle görevden alındı. 11 mayıs 1655’de yani bu olaydan 7 yıl sonra kendini cellada teslim ederek bu dünyadan göçtü. 

Bir bilgiselinin daha sonuna geldik. Umarım keyifli vakit geçirmişsinizdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.