soy

Atalardan Gelen Yüklerden Kurtulmak

BUGÜN, kıvranıp durduğumuz sorunlarımızın, hastalıklarımızın, nesiller boyunca tekrar eden iş kurup batırma, terk edilme, boşanma gibi negatif döngülerin kökenlerinin tanıdığımız veya tanımadığımız atalarımızın psişik seviyede hala taşıdıkları ruhsal yaralarının bize olan uzantıları olduğunun ne kadar farkındayız.

İnsanoğlunun akrabası geriye doğru 7 nesildir.
7 ceddimiz deriz, dilimizde darb-ı mesel olmuştur bu 7 nesilde hem ANNE hem BABA tarafından geriye doğru tam 254 ANNE ve BABA var bunların hepsinin ahlakı, özü, nüvesi, karakteri, zerreler seviyesinde de olsa nesilden nesile az veya çok süzülerek bizlere kadar geliyor . Deniliyor ki ; bunların hepsinde kişinin geçmişinin 7 ceddinin payı var, onların içinde birileri ahh almış, zulmetmiş veya zulüm görmüş, beddua almış . Bazen başımıza bir şey gelir deriz ya kimin bedduasını aldım acaba işte bu beddua sadece size değil sizden sonraki 7 nesile etki ettiği gibi sizden önceki 7 nesilden de size kadar geliyor.

Atalarımızdan gelen kilit noktaları bulup çözümlememiz gerekmektedir. Böylelikle hem şuan içinde bulunduğumuz hayatı hem de bizden sonra ki nesillerin hayatına etki alanımız daha azalacak.

Peki bu kilit noktaları bulup kırılmayı nasıl sağlayacağız?

 Günümüzde aile dizimi, şamanik yöntemlerle yapılan atalar çalışması gibi uygulamalarla atalarımızdan gelen sorunlarla yüzleşip bu sorunlara dur demek mümkün.

Bazı şamanik ekoller fiziksel görünüşümüzün, sahip olduğumuz duyguların, korkuların, sınırlayıcı inançların yani bugün bize sorun yaratan dinamik etkilerin %75’inin atalarımızdan geldiğini, %25’inin ise bu hayattan ve kendi geçmiş hayatlarımızdan gelmekte olduğunu ifade eder.Tabi bu oran ispatlanabilir bir gerçekliğe dayanmamaktadır. Bu yaklaşıma göre, bir nesilde çözülmemiş olan bir şey bir sonraki nesilde tekrar ortaya çıkar.

 Vaka çalışmalarında genetik hastalıklardan muzdarip olan kişilerin atalarına bakıldığında orada mutsuz bir-birkaç ata olduğu görülmüştür. Homeopatlar, dikkat eksikliğiyle doğan çocuklar üzerinde araştırmalar yapmışlar. Vakaların %95’inde ailenin tarihini çıkardıkları zaman, geçmiş atalar arasında ya tüberkülozdan ölen, ya tüberküloz geçirmiş olan birinin olduğunu görmüşler. Tüberkülozun enerjetik kalıbının huzursuzluk olduğunu tespit ettikleri için dikkat bozukluğu olan çocukları, homeopatik olarak tüberküloza verilen homeopatik ilaçla tedavi ettikleri zaman çocukların sakinleştiklerini görmüşler. Çünkü bu çocuklar aslında eski bir kalıbı tekrar ortaya koyuyor, ortaya çıkarıyor.

Dolayısıyla bir nesilde çözümlenmemiş olan bir dinamik, bir diğer nesilde tekrar ortaya çıkarak aslında kendini ifade etmiş adeta “ben buradayım demiş oluyor. Diğer neslin çocukları atalarının bitiremediği döngüsel enerji kalıplarını üstlenerek, düşmana karşı korkusuzca koşan cesur savaşçılar gibi bu döngüyü şifalandırmak için kendilerini ortaya koyuyorlar. Sonuç ne kadar acı verici olursa olsun, kolektif aile karmalarımızı, atalardan yaşayanlara gelen etkileri dönüştürmek, atalarımızı, kendimizi ve gelecek nesillerimizi şifalandırmak mümkün. Bu süreçteki içsel tutumumuzu ise atalarımızı yok saymamak, ne yaşamış, ne yapmış olurlarsa olsunlar yargılamamak ve onları onurlandırmak üzerine oturtmamız gerekiyor.

Ataları Onurlandırmak İçin Bir Ritüel

KENDİNİZLE baş başa kalacağınız sessiz bir odada yere veya koltuğa oturup gözlerinizi kapatın. Birkaç kez derin derin nefes alıp nefesinizi çok yavaş bir şekilde bırakın. Farkındalığınızı ayaklarınıza, bacaklarınıza, gövdenize ve tüm bedeninize odaklayın. Bedeninizin, kökleri yerkürenin çok derinlerine uzanan bir ağaç olduğunu hayal edin. Ağacın kökleri atalarınızı temsil ediyor. Dikkatinizi bu köklere yönlendirip “Atalarım size hangi rengi göndereyim?” ya da “Atalarıma göndermem gereken renk ne?” diye sorun ve sezgisel olarak içinize doğan renk neyse o rengi kabul edin. O rengi nefesinizle içinize çekip nefes verirken köklerinize doğru aktığını imgeleyin. Bu nefes çalışmasını bir süre yapın. Bu sırada köklerden size doğru gelen bir renk akışı varsa bu rengi kabul edin ancak bir rengin size gelmesi konusunda beklentisiz olun. Bir renk dönüşü olsa da olmasa da çalışma etkilidir. Sadece ve sadece gönderdiğiniz rengin bir etkisi olacağını bilin. Bu imgesel çalışmayı istediğiniz sıklıkta yapabilirsiniz. Atalarınızın bilincinde, onların farkında olmanın ve onlarla şifalandırıcı bir etkileşim halinde bulunmanın bir yoludur bu.

Kaynaklar

Bert Hellinger, Kabul Etmenin Özgürlüğü.
Mark Wentworth & Filipe De Moura, Soyağacı
Regresyonu çalışma notları.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.